17 Kasım 2011 Perşembe

BAHANEM ÇOK...

 
ben seni severim aslında da; 
düzenim bozulur diye korkuyorum...
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar.
sinemaya gitmeye el ele tutuşmaya falan kalkarız,
işin yoksa;saç tara,parfüm sık,küsmesi barışması,ayılması bayılması,ona baktın bunu süzdün tafraları...

HATTA;eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması...
bukadar ceremeye ne gerek var.
uzaktan sev yar uzaktan...

9 Kasım 2011 Çarşamba

1881-193∞



Nur içinde yat Ata'm...Sana olan özlemimiz asla bitmeyecek...Herşeyin yolunda olduğunu müjdeleyeceğimiz yıldönümlerinin hayali bize güç veriyor...
...İzindeyiz...

4 Kasım 2011 Cuma

BEKLE..BEKLE...BEKLE...


Şu hayatta en sevmediğim şey beklemek...Birini beklemek, haber beklemek hangi çeşidi olursa olsun beklemek beni yoruyor...Gel gör ki sürekli bir bekleme hali söz konusu..Bugün yine bekliyorum...neticesinin olumlu ya da olumsuz olması umurumda değil sadece ne olduğunu öğrenmek istiyorum o kadar...ne olduğunu bilip ona göre bir yol çizmek istiyorum ve evet kabul ediyorum olumlu olması için dün akşamdan beri dua ediyorum, kalbim sıkışıyor...

3 Kasım 2011 Perşembe

ZOR BU DEVİR...


Hastane günlerinde yıllar önce bir yılbaşı gecesi bıraktığım günlüğüme yeniden başladım..bu defa yepyeni bir defterim ve tertemiz sayfalarım var..güzel bir hismiş unutmuşum...
O kadar çok şeyle uğraşırken kendimi ihmal ettiğimin farkına vardım..kuru gürültülerin arasında kendi iç sesimi dinlemeyeli, özeleştiri yapmayalı uzun zaman olmuş...özlemişim...

İlk etkisi ne oldu dersiniz, hayatımda gereksiz olduğunu fark ettiğim herkesi bir bir eledim..bahar temizliği gibi bir şey oldu..hafifledim..ne kadar yorduklarını, yıprattıklarını anlamak için geç mi kaldım diye hayıflandım önce, sonra dedim ki kendime asla geç değil..hiç birşey için..


Sonra bir gerçek daha çarptı yüzüme, eski defteri okurken bir de baktım ki yaşanan aşklar ne kadar gerçekmiş, hala gülümsetebliyorlar..oysa ne cep telefonumuz vardı ne msn ne facebook ne twitter...offf böyle yazınca çok yaşlanmış gibi hissettim kendimi birden:) Yoktu ama yalan değil ki, ev telefonlarından sessiz aramalarımız vardı en fazla sesini bir iki saniye duymak heyecanlanmamıza...okul koridorlarında karşılaşmak kalbimizi yerinde çıkarmaya yeter de artardı....ne şiirler yazmışım hala aşk kokuyor...

Aşk mı bizi terk etmiş, biz mi yaşamayı unutmuşuz, duygularımız mı körelmiş ne olmuş böyle anlamak mümkün değil...Sadece hangi sınıfta olduğunu, nerde oturduğunu, adını-soyadını bilmek yeterdi aşık olmaya hatta bazen onlara bile gerek kalmazdı bir bakışına, bir gülümsemesine ne hayaller kurulurdu şimdi yedi ceddini, an be an fotoğraflarını, hangi konuda ne düşündüğünü, bütün zevklerini bir iki tıkla önümüze serilen hiç kimse ile o heyecanlar yaşanmıyor...

Bu kadar güven sorunu da yaşamazdık eskiden...ne görüyorsak o kafiydi...şimdi anlatılan her şeye şüphe ile bakar olduk..ne de olsa ne bilmemizi istiyorsa onları anlatıyor karşımızdaki..gel de güven...

Çok da uzak geçmişte değildi bu güzellikler, 2000'li yıllara ramak kala lise sıralarındaydı ne çabuk geçti zaman, ne ara değiştik..çirkinleştik hep birlikte...

Aşk..aşk diye inleyip dururken ne ara aşkla meşki bu kadar yozlaştırdık..şimdi çık dışarı sor 10 kişiye, erkek-kadın fark etmez üstelik...herkes mecnun misali dolaşır ortalarda leylasına hasret...herkes bu kadar doğru kişiyi ararken, herkes bu kadar yalnız, bu kadar aşksızken nasıl oluyor da hiç biri birbirine denk düşmüyor...

Üstelik bir kötü yanı daha var sanal ilişkilerin, bir erkekle bir kadın arkadaş da olamıyor..çünkü bilmiyor, hiç görmemiş, mimikleri nasıldır, konuşurken espri mi yapıyor nedir durum belli değil..ee ne oluyor yazılan her şey bir şekilde ima mıdır diye üstüne alınıyor..al sana koca bir karmaşa...anlat derdini hayır gerçekten arkadaş olarak yaklaşıyorum ben sana inan başka bir ima yok yazdıklarımın altında diye...

Zor arkadaş zor...aşk da zor bu devirde, arkadaşlık da zor...

2 Eylül 2011 Cuma

KADININ İŞİ ZOR....


Biz kadınlar ne tuhaf varlıklarız...bazen kendimi çözmekte bile bu kadar zorlanırken bir erkekten bunu beklemek haksızlığın önde gideni olmaz mı?? Şöyle bir etrafımdaki hemcinslerime de bakıyorum aynıyız çoğumuz, birbirimizden çok farkımız yok maalesef...Nerede bir imkansız adam var gider ona saplanır kalırız...Bile bile üstelik...göz göre göre olmayacak duaya amin demeye kalkar sonra da aşk acısı çekiyoruz diye orda burda hayıflanıp dururuz..iş mi bu yani...

Öyle sohbet ederken sıraladığımız kalifiye aday adayları nedense hayatımızda hiç yer bulamaz kendilerine...kaşı gözü şöyle olsun,işi gücü böyle olsun,ailesi aileme,eşi dostu çevreme,hayata bakışı gözümün gördüğüne,hedefleri ilerilere...vs...vs..atar tutarız da sıra bizi yerle yeksan eden tercihlerimize şöyle göz ucuyla bakmaya gelince gözler kör olur,alıcılar kapanır...ağzımızdan çıkanların tam tersi özelliklere hep bir kılıf uydurulur...

Üstelik gelme ihtimali bile olmayan adamlara yanıp tutuşuruz, gelse de gelmesinin bizi mutlu edip etmeyeceğini bile sorgulamadan yaparız bunu...gelse de "hayır gelmen doğru olmaz sen olduğun yerde kalmalısın" nutuklarıyla geldiğine geleceğine pişman eder arkasını döner dönmez dünyanın en bedbaht kadını rolüne alışıvermiş buluruz kendimizi...

Ne zamana kadar sürer peki bu gel gitler?? O'nu unutturacak yepyeni bir arapsaçına rastlayana kadar...Daimi bir kısır döngü anlayacağınız..İyi güzel de biz kadınlar nasıl mutlu oluruz??...İşin kötüsü unutmayız, her defasında bilerek ya da bilmeyerek kıyaslarız..ne büyük hatadır halbu ki...Herkesi kendisi olarak kabul etmeyi bir türlü beceremez,gözlerimizi kapattığımızda gördüğümüz o hayali karşımızdakinde görmek isteriz...sanki gerçekmiş gibi...
Biz kadınlar aslında işin gerçeği hayal dünyamızdaki o asla somutlaşıp da karşımıza çıkmayacak adama aşık oluruz her defasında...karşımıza çıkan kişiler belirli aralıklarla değişse de onlara baktığımızda görmek istediğimiz silüet değişmez hep aynıdır...ilk aşktan son aşka kadar...ve en benzer olanı ile yola devam ederiz...

6 Ağustos 2011 Cumartesi

YANNI SORTİE'DE KONSER VERECEKMİŞ HEM DE BU EYLÜLDE...


Başka bir şey istesem olacakmış bu gece ama hiç pişman değilim şansıma Yanni çıktı...nasıl mutlu oldum anlatamam...

Tam dalmış şu aşağıdaki parçayı dinliyordum, birden nereden geldiyse aklıma Yanni neden İstanbul'da konser vermiyor dedim, can sıkıntısı bu ya google açtım ve şok oldum daha yeni Yanni Türkiye sayfası oluşturulmuş ve Yanni 18 Eylül Pazar günü Sortie'de konser vermek üzere İstanbul'da olacakmış...

Süper bir haber çok heyecanlandım bu habere ben...



14 Temmuz 2011 Perşembe

YİNE KARIŞTIM..

Bazen diyorum ki hiç bitmeyecek...hayat bu demek ki..ya da bana denk gelen kısmı bu..
Bazen diyorum ki, evet bitiyor işte hiç bir şey sonsuza dek aynı kalmaz elbette bitecek...


Anlaşılan o ki benim de gel-gitlerim oluyor, bende de duygusal parametreler bir nişte oluyor bir çıkışta..herkeste aynı olması ihtimalini düşünüp rahatlasam mı daha mı çok üzülsem bilemiyorum...