20 Eylül 2010 Pazartesi

SANAL MI OLDUK YOKSA??

Hep bir yerlere bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hiç vaktiniz yok....... "Fast live" "Fast food" "Fast music" "Fast love"...
Dikte ettirilen "yükselen değerler" "in" ler "out" lar...

Buna benzer bir odada şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.
Dostluğu klavyelerinde yaşamı monitörlerinde arayanlar...

Size sesleniyorum!

Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?

Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?

Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?

Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?

Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?

Koklamak duymak dokunmak yok mu yaşam skalanızda?

BİLGİ TOPLUMU OLDUNUZ DA DUYGU TOPLUMU OLMANIZA MEGABYTELARINIZ MI YETMİYOR?????


DIŞARDA MUCİZE ARAMA MUCİZE SENSİN...

CAN YÜCEL - ÖĞRENDİK Kİ...

CAN YÜCEL - ÖĞRENDİK Kİ...



Öğrendik ki... Bir tek insanın bize ''iyi ki varsın'' demesi, var olduğumuz için...... mutlu olmamızı sağlar...
Öğrendik ki... Kibar olmak, haklı olmaktan daha önemlidir...

Öğrendik ki... Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasa da hepimiz çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz...

Öğrendik ki... Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir...

Öğrendik ki... Parayla ''klas insan'' olunmuyor...
Öğrendik ki... Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler gün sonunda koca bir mutluluğa dönüşüyor....

Öğrendik ki... İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini kaybetmiyor...

Öğrendik ki... Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız onun bize daha çok zarar vermesini sağlamaktır...

Öğrendik ki... Her yarayı saran zaman değil sevgidir...

Öğrendik ki... Çabuk olgunlaşmak için zeki insanlardan çevre edinmek gerekir...

Öğrendik ki... Karşılaştığımız herkes bir gülüşümüzü hak eder...

Öğrendik ki... Hiç kimse mükemmel değildir...

Öğrendik ki... Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz...

Öğrendik ki... Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yoludur...

Öğrendik ki... Hepimiz zirvede olmak istesek de asıl keyif oraya tırmanırken yaşadıklarımızdır...

Öğrendik ki... Zamanımız ne kadar azsa yapacak işler o kadar çoktur...

Öğrendik ki... BİRİNİ NE KADAR ÇOK SEVERSEK HAYAT ONU BİZDEN O KADAR ÇABUK ALIYOR...


CAN YÜCEL
 
 
ÖĞRENEBİLDİK Mİ CİDDEN NE DERSİNİZ??

6 Eylül 2010 Pazartesi

Şiirimsilerim-2....

Yalnızlığımı kendimle paylaşmayı öğrendim,

Kimseciklere muhtaç olmadan mutluluğu tatmayı,

Hayalin bana senden çok daha yakın,

Senden çok daha dost oldu sensizliğimde..

Gördüm ki dünyada denden değerli şeyler de varmış,

Artık biliyorum ümitsizce sevmenin,

Körü körüne bağlanıp acı çekmenin,

Masum sevgilere tuzak olduğunu....

Geç de olsa anladım kaderimde yazılmadığını...

Komik geliyor şimdi

Bir zamanlar ürktüğüm karanlıkların

Bugün bana umut ışığı olmaları...

Komik geliyor

Zor da olsa kabullendiğim yokluğunda bile

Bir umut arayışım...

Öğrendim artık,

Gülmek de varmış bu dünyada

Çığlıklar atıp mutluluktan

Dans etmek de varmış...

Keşke beraber öğrenseydik tüm bunları....

Malesef

Sensizlik de varmış bu dünyada
Yalnızlık da...

Mart '95
Sakazen

Şiirimsilerim-1....

Pembe hayallerime gölge düşüren

yegane düşmanım,

Güneşim tutulsun diye aya rüşvet veren

malum karabasanım,

Sana inat ayaktayım...

Duvarları tek sırdaşım olsa da

şu küçücük odamın,

Tüm korkular dostu olsa da yalnızlığımın,

Engeller koysa da ardı ardına

her attığım adımın,

Sana inat yaşarım,savaşırım

Ne de olsa anahtarı kalbimde
tüm çıkışların....

Nisan '02
Sakazen

Şiirimsilerim....

Aşkım için gözyaşlarında kurudum,
Ümidimi kimler çaldı aramaktan yoruldum,

Neler geçmedi başımdan,

Bir insafsıza yenildi kalbim,

Gönül bağlarında çürüdüm,soldum,

Sevdam için yaktım ateşleri,kül oldum,

Ümitsiz uzaklara yenildim,başedemedim,

Nafile çarelerde yokluğunla kayboldum,
Unutmaya sıra geldi beceremedim...
Ekim '96
Sakazen

3 Eylül 2010 Cuma

GİDESİM VAR....

GİDESİ VAR İÇİMİN TAA UZAKLARA...
GİDİP DE DÖNMEYESİ VAR...
DÖNÜP DE BULAMAMAK DEĞİL DERDİ İÇİMİN...
GİTTİĞİ YERDE ALASI VAR...
FENA HALDE GİDESİ VAR İÇİMİN BUGÜNLERDE...
GİDİP DE KALASI VAR...
DÖNÜP DE YENİDEN BAŞLAMAK DEĞİL DERDİ İÇİMİN...
GİTTİĞİ YERDE KÖK SALASI VAR...


Sakazen...02.09.10...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

ACINASI YÜREKLER...


Fiziki sakatlıklar hemen dikkatimizi çeker. Mesela topallayan bir bacağı asla gözden kaçırmayız, ancak topallayan yürekleri de asla fark etmeyiz! Bir kör, sağır, ya da tekerlekli sandalyeye mahkûm bir engelli gördüğümüzde içimizden geçen ilk duygu nedir?.. Acırız... İçin için "vah vah" çeker, "zavallı" gibisinden mırıldanırız.
Halbuki bizden beklenen "acıma" değil, "anlama." Fakat heyhat: Kendini anlamayan başkasını nasıl anlasın.

Biz ne kendimizi anlıyoruz, ne de birbirimizi. Bu yüzden hayat gitgide anlamsızlaşıyor. Çünkü sadece zorluklarını, olumsuzluklarını, kirli yanlarını yaşıyoruz.

Oysa hayatta bir sürü güzellik de var: Mesela güller açıyor, çocuklar gülümsüyor, yıldızlar göz kırpıyor, yağmur yağıyor, güneş doğuyor.

Hayatın kışı ayrı, yazı ayrı güzel; denizin durgunu farklı, dalgalısı farklı güzel. Ancak bu güzellikleri fark edebilmek için görebilmek lazım.

Şayet görmüyorsak, bir anlamda görme engelli sayılmaz mıyız?

Kuşların rengi ve ahengi, uçuşu da, ötüşü de ayrıdır... Yazın ayrı, kışın ayrı öter kuşlar. Ama her sabah kuş orkestrasının ahenkli ritmiyle uyanmak sadece duymayı bilenlere mahsus bir imtiyazdır... Yazık ki çoğumuz kuşları duymuyoruz... Kuşları duymadığımız gibi, eşimizi ve çocuklarımızı da (dinlemiyoruz ki) duymuyoruz... Bir anlamda işitme engelli sayılmaz mıyız?

Sevmekten korkuyoruz. Sevsek bile bunu saklıyoruz... Annemiz, babamız, eşimiz ve çocuklarımız onları ne kadar sevdiğimizi bilmiyorlar, çünkü sevgimizi söylemeyi zaaf sayıyoruz. Bir anlamda sevgi engelli sayılmaz mıyız?

Sevdiklerimizin gönlünü alacak güzel sözler söylemiyoruz... Bir anlamda konuşma engelli sayılmaz mıyız?

Elimizdeki güzelliklerle zenginlikleri fark etmediğimiz için, mutluluğu uzaklarda arıyoruz... Bir anlamda zeka engelli sayılmaz mıyız?

Sevgilerimizle birlikte kızgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi de saklıyor, duygularımızı salt kendi içimizde yaşıyoruz. Bunu izah için de "kol kırılır yen içinde kalır" diyoruz. (Kol kırılıp yen içinde kaldıkça, kemik yanlış kaynıyor, böylece bir uzvumuz daha çarpılıyor) Bir anlamda cesaret engelli sayılmaz mıyız?

Farklı inanan, farklı düşünen, farklı giyinen, farklı yaşayan insanları kabullenemiyor, sosyal hayattan dışlamaya kalkışıyoruz... Bir anlamda saygı engelli sayılmaz mıyız?

Ve hep yakınıyor, sadece şikâyet ediyoruz: Yani şükür engelliyiz!

Bu anlamda engelli sayımız yedi buçuk milyon değil, belki de yetmiş buçuk milyon!..

“Yaşamı idrak etmeden yaşayıp gidiyoruz işte!"
 
http://www.facebook.com/mucize.sensin  DIŞARDA MUCİZE ARAMA MUCİZE SENSİN.....