29 Ekim 2014 Çarşamba

91. YAŞIN KUTLU OLSUN CUMHURİYETİM



...NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...




...CUMHURİYET'İ BİZ KURDUK SİZLER YAŞATACAKSINIZ...



26 Ekim 2014 Pazar

BEKLENTİSİZ SEVMEK NASIL BİR ŞEY?



Hiç beklentisiz sevdiniz mi?

Yani "Bugün telefon etmedi" demeden, "Şu an nerede acaba?" diye kendi kendinizi yemeden, "Yaş günümü hatırlayacak mı acaba?" diye bir beklenti içine girmeden...

...Sevdiniz mi hiç?

 Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip , onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi? Yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan, "Bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp.Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?


Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...Ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajınıntadına varabildiniz mi hiç?

Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar? Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? "Bugün beni hatırlamadı" yerine "Hiç beklemiyordum, senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa...

Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir... Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?

Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize,Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?

Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum...

"Niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "Seni özledim"mesajı ile aşkı yakalayın..

Beklentisiz sevin... Ben, beklentisiz seviyorum...

O, sizin sevgiliniz oldu için değil. Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden. Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin...

Sevgiye karışan "beklenti" denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından...Göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel...Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..

Ben, beklentisiz seviyorum...

Onun nerede olduğunu merak etmiyorum... "Beni bugün neden aramadı" diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda... Geleceğe dair hayallerim de yok zaten...

Ben, sevgiyi yaşıyorum...

Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli,o kadar kıymetli ki... Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları...

Beklentisiz seviyoruz... Sevdiğimiz için seviyoruz...

Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... Anlık seviyoruz...

Deneyin... Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün...Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...

-ALINTI-

BAHARI GETİRDİM SANA....




“Neyi arıyorsan sen, O’sundur” der Mevlana..Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık.... 

Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sürükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır. Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslında,...her sevda ruhumuzun bir başka yüzü... Her aşkta kendimizi ararız, o yüzden bulduklarımız benzerimizdir.
Resimlerini yan yana koyun sevdiklerinizin ve dikkatle bakın yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size... Aşk denilen kaleydoskobun buzlu camına gözünüzü dayadığınızda,binbir cam rengarenk ışıklar saçarak döndüğünde,her seferinde bambaşka şekiller ördüğünü görürsünüz.Her camda, farklı bir renginiz vardır; her şekildesizden bir parça... 

Aşklarınız hülasanızdır. Sevdiginiz her adam, beğendiğiniz her kadın farklı ruh hallerinizi ele verir; arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu, cam paralar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz... 

Sevgilinizin gözlerindeki dolunay,sizdeki ışığın yansımasıdır aslında; dilindeki sizin ilhamınız, tenindeki sizin yansımanızdır. Yoksa halâ bir sevdiğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır... 

Aşk, narsizmdir. Sevda, çevrildikçe içinizin farklı ışıklarını yakan eğlenceli bir kaleydoskop gibi başımızı döndürüyor. Ve biz, hep baharı takip ederek dünyayı gezen bir gezgin gibi içimizdeki eski baharları arıyoruz. 

Narcissusu’u bilirsiniz; Öyle heybetli ve güzelmiş ki,bakmaya dayanamazmış kendine... Gün boyu ayna karşısına geçip kara gözlerini, incecik burnunu,dar kalçalarını, kıvırcık saçlarını seyredermiş hayran hayran... Bir gün ırmak kenarında gezinirken, sudaki yansımasına ilişmiş gözü. Uzanıp, iyice bakmak istemiş. Tam gördüğünde kendisini,dengesini kaybedip düşüvermiş ırmağa, kapılıp gitmiş suya... Yeryüzünün en güzel insanının öldüğünü duyan Tanrı, unutulmaması için O’nu her bahar açan güzel kokulu bir çiçeğe dönüştürmüş...

Narcissus, nergis olmuş. Kıssadan hisse, benden size tavsiye, taze bir nergis verin bugün sevgilinize... Sonra da, nerede baharsa mevsim, rotasını oraya çevirip içinizdeki eski baharlara koşan bir gezgin gibi “Bahar getirdim sana” deyin. Baharın elinizde olduğunu unutmadan.. Gözlerindeki ırmağa baktığınızda kendinizi göreceksiniz; dikkat edin de hayran olup düşmeyin... Düşüp bahar kokulu bir çiçeğe dönüşmeyin..."

-ALINTI-


BEN KADINIM.....




"BEN KADINIM…Gururun olurum bazen. Hiç ummadığın zamanda zekâmla şaşırtır, yine beklemediğin bir anda aptalı oynayarak hayretler içerisinde bırakırım seni. Farklı özelliklerimle yaşamına renk katarım. Biraz gizemli, biraz tutkulu. Bazen de isteyerek aptal...

Cesaret edemeyeceği kadar güçlü. Ama bir o kadar da kırılgan ve narin. Hiç beklemediğin bir anda kırılıveren, bir yüreğe sahibim. Bu anlarda beklerim sevgi sözcüklerini. Korkma şımarmam. Sevgini duymak isterim senin ağzından .



BEN KADINIM…Çelik gibi sağlam, bir o kadar da naif. İçime karlar yağar bazen, üşür yüreğim, incinirim ufacık bir sözden. Sevgini hissetmek ısıtır beni, yakar bedenimi kulağıma fısıldadığın o iki kelime...



BEN KADINIM…Sana senin canından can verebilir, o canlara gözümün bebeği gibi bakarım. Tıpkı ve hâlâ sana baktığım gibi..."



Bella Conoscenza

18 Ekim 2014 Cumartesi

Yaş 35 Yolun Yarısı Eder



Yolu yarılayan kadın sevgisinde ve öfkesinde cömerttir.
Onunla olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
“Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” deyince şair, yolu yarılayan kadınlar aklıma gelir.
Ne aradığını ya da ne aramadığını bilen kadınlar.
Aşkı, sevdayı mutlaka tatmış olurlar.
Bu nedenle onları yüzeysel duygularla kandırmak mümkün değildir.
Aşkın da aşksızlığın da kokusu bu kadınlara sizden önce gelir.
Ömrünün diğer yarısını kendini geliştirmeye adayacağından bilinçleri doruğa yükselir.
Akıl ve bedenle birlikte girdiği ortama renk ve ışık verir.
Yolu yarılayan kadınlarla kolay ve zor bir hayat iç içedir. Sevgisinde de ,öfkesinde de cömerttir.
Evet anlamına gelen kadınsı hayırlarla kapris yapılmayacağını çoktan öğrenmiştir.
Erkeğin ne ardından gelir, ne de ilerisinde olmak için didinir.
Yan yana ,can cana duruşlar tercihidir.
Bazen bir anne şefkati, bazen de bir aslan kükremesi ile şaşkınlığa çevirir.
Onunla birlikte olan erkeğin her şeye hazır olması gerekir.
Yolu yarılayan kadınlar duygularını yaşamasını bilir.
Davranışları sebepsiz değildir.
Kalbi kırıldıysa ağlar, ağlayışının sebebi erkeğin ona sunacağı sevgi değildir.
Mutluysa kahkahalar atar, gülüşünün sebebi dikkat çekmek değildir.
Seviyorsa kıskanır, kıskanç oluşunun sebebi kendine güvensizlik değildir.
Üzgünse omuz arar, destek istemesi çaresizliğinden değildir.
Suskunsa sebebi vardır, kendi haline bırakılması gerekir.
Yolu yarılayan kadınların hissiyatı kuvvetlidir.
Aldatıldığını sezgilerini kullanarak gün ışığına çıkarır.
Veda vakti geldi demenize bile gerek yoktur.
O verdiğiniz mesajı çoktan anlayıp kendi yolunu tutmuştur.
Her gidiş kadını daha da kadınlaştırır.
Gidenin ardından bakacak kadar hayatın uzun olmadığını anlamıştır.
Ve gizem kadına en çok bu yaşlarda yakışır.

11 Ekim 2014 Cumartesi

Kadın'a Dair

Kadının çoğu zaman ne hissedip ne yapacağını kestirmek mümkün değildir doğru..en umulmadık zamanlarda olmayacak tepkilerle karşılarız yaşadıklarımızı...

Amaa değişmeyen şeyler de yok değil yaradılışımız gereği...

Anonim bir yazı denk geldi nette dolaşırken ve ucundan, kenarından biz kadınları anlatıyor...Buyrun beyler size tüyolar kadınlara dair...




.. senin adınla başlayan dualar... ve biten senin adınla... onu susturma!

Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez... yalnız genç adam, kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında...

Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,

Seni seven bir kadın, sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.

Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini, onu yanıltma.

İlk darbede yere çakılma oğlum,
İlk imtihanda sınıfta kalma!

Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu...

Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten...

Can havliyle, kaçar.

Yakalayamazsın.

Artık o kadını üstüne alınamazsın.

Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.

Kadınları bomba gibi düşün genç adam... yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın...

Bak oğlum!

Bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.

Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,

Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla...
Falan filan sonra,

Bilirsin ya...

Sen sen ol, o kadını satma!

Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.

Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.

Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır...

Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının...

Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın...

Bunu, bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın...

Bir Erkeğin İtirafı




Bir erkeğin kaleminden bunları okuyabilmek bile yetti doğrusu, özeleştiri şart dediğimiz günlerde kadın - erkek hepimizin aklı bu kadar karışıkken iyi geldi cidden..Kalemine sağlık Ömür Özdemir...









Tanrı bizi affetsin !!-


Dünyanın en iyi esprisini bile yapsak mal mal bakan kadınlar için en berbat esprimize bile ayıp olmasın diye kahkaha patlatan kadınları üzdük.


- Kanal değiştirirken bile maç denk gelmesine tahammülü olmayan kadınlar için gecenin köründe halı saha maçımızı izlemeye gelen kadınları üzdük.


- En son okuduğu kitap Cin Ali Tatilde olan kadınlar için elinden Hegel, Sartre, Descartes kitapları düşürmeyen kadınları üzdük.


- Elleri takma tırnak yapıştırıcısı kokan kadınlar için elleri mandalina kokan kadınları üzdük


.- Konu eski sevgilisine gelince “Allah belasını versin pisliğin, geberir inşallah” diyen kadınlar için konu eski sevgilisine gelince “Boşver ya konuşmayalım, canı sağolsun” diyen kadınları üzdük.


- Her sabah uyanır uyanmaz suratına 30 kilo boya süren kadınlar için makyajsız da güzel olan kadınları üzdük.


- Aşağıya inip taksiciye para ödesene! diyen kadınlar için paraya sıkıştığımızda varını yoğunu veren kadınları üzdük.


- Ayı gibi oldun diye burun kıvıran adonis manyağı kadınlar için “oy ben senin göbüşünü yerim” diye sevip göbeğimizi yastık yapan kadınları üzdük.


- Tencere görse bomba diye karakola götürecek kadınlar için Papua Yeni Gine mutfağını bile bilen kadınları üzdük.


- Arkamızdan iş çeviren kadınlar için arkamızdan ağlayan kadınları üzdük.


- Orasının burasının fotoğrafını gönderen kadınlar için zeytinyağlı yaprak sarması gönderen kadınları üzdük.


- Kullandığımız su bardağından tiksinip başka bardak arayan kadınlar için, sidikli donumuzu elinde yıkayan kadınları üzdük.


- Tırnağı kırılır diye portakal soymayan kadınlar için, hamsi temizleyen kadınları üzdük.


- Gittiği partilerde twerk yapan kadınlar için, halay çekerken elini tuttuğu kişi yabancı olmasın diye imtina eden kadınları üzdük.


- ”Karamel makiyato içmeden güne başlayamıyoruuuuuum!” diye triplere giren kadınlar için çay içerken serçe parmağını havaya kaldıran kadınları üzdük.


- Mekanda şişe açtırmayınca surat yapan kadınlar için, “Ben içmeyeyim de arabamızı kullanayım” diyen kadınları üzdük.


- Whatsapp’ta 7/24 online olup herkese mavi boncuk dağıtan kadınlar için Whatsapp durumunda “Hi there I’m using Whatsapp” yazan kadınları üzdük.


-”Bu gecenin hatrına alıver koynuna, sana yapacaklarım var” şarkısını baştan sona bilen kadınlar için “Ben seni sevdiğimi de dünyalara bildirdim” türküsüyle duygulanan kadınları üzdük.


- 2 kere 2’ye 5 diyen kadınlar için “bugün sevgili oluşumuzun 712.günü” diye hesap kitap yapan kadınları üzdük.


- ”Gel beni al” diyen kadınlar için “orada buluşalım” diyen r şey alayım mı?” diye sorunca bin tane şey isteyen kadınlar için “Sen gel yeter aşkım, evde her şey var” diyen kadınları üzdük.



- ”Paran yoksa ben de yokum” diyen kadınlar için “sen yoksan ben de yokum” diyen kadınları üzdük.


- Tanışma anındaki 3. sorusu “araban var mı?” olan kadınlar için, akbil kullanmaktan gocunmayan kadınları üzdük.


- İlişkinin birinci ayında tektaş bekleyen kadınlar için, ilişkinin 10. ayında aldığı çiçekle dünya mutlusu olan kadınları üzdük....


Ömür Özdemir

3 Ocak 2012 Salı

KÜTÜPHANE HAYALİM



Kitaplarım hayatımın önemli bir parçası diyenler sizlere sesleniyorum, kendinize gösterdiğiniz ilginin bir kısmını da yaşadığınız mekanlara gösterebilecek zamanınız ve enerjiniz varsa benden tavsiye bir kaç kitap rafı önerisi olsun istedim...

Şu adı lazım değil cinsten bir çok ev aksesuarları alışveriş merkezlerinde çoğunlukla klasik düz raflar çıkıyor insanın karşısına ama bunlara bir bakar mısınız yaratıcılığı nasıl da son damlasına kadar kullanmış tasarımcıları...

Şapka çıkarılacak modellerden bir kaçını paylaşmak istedim sizlerle ben fırsat buldukça küçüklüğümden beri hayalini kurduğum kütüphanem için kolları sıvamaya karar verdim ve sanırım benim hayalimdeki tüm duvarları kitap dolu çalışma odama tek uyan en alttaki tasarım olacak...



 

30 Aralık 2011 Cuma

2012 GÜZEL GELSİN...HOŞGELSİN


2012 dileklerimiz sayfalar dolusu, her sene yenileri eklenir eskileri güncellenir...bu sene de bir sürü dilek var beklenti var hayal var 2012'ye dair umutlar hiç bitmesin...
Bu sene hastane odasına sabahlarken öğrendiğim tek şey sağlık olmadığında hiç bir şeyin öneminin gerçekten kalmadığı...yaşamayan bilmez sevdiği, kanından canından birini o halde yatarken görmenin ne demek olduğunu, eli kolu bağlı kalmak neymiş o yatağın başında anlar, çaresizlikle tanışırmış insan..kimselere yaşatmasın Allah..
Bu sene o nedenle önce abim için sonra tüm sevdiklerim ve çevremdeki herkes için sağlık diliyorum, huzur diliyorum geri kalan her şey sırayla gelir zaten...
2012 beni duyuyorsa 2011'i aratma yeter sonrasında başka dileklerim olursa ki illa olur insanlık hali bir bir sıralarım:)

.......HERKESE MUTLU YILLAR......
.....TADINDAN YENMEZ BİR YIL OLSUN......



2 Aralık 2011 Cuma

AŞK MEŞK - KADIN ERKEK

Erkekler deli gibi aşık olurlar, zamanla akıllanırlar.
Kadınlar ise "akıllı gibi" aşık olurlar, zamanla delirirler.
Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler.
Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz.
Aşık olan erkeğin gözünde ise herşey yeniden değerlenir. 
Çünkü aşık kadın "nasıl olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder..
Aşık erkek ise "nasıl olsa sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla...
Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar;
Aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Aşık olmak erkeğe yakışır.
Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır....

MASKE

Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum,
… Ve,
Hiçbiri ben değilim…
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
“Kendinden emin biri” dersiniz,
Sanki güllük gülistanlık
Benim için herşey…
Adım güven belirtir,
Ve,
Oyunumun adı
“Ağırbaşlılıktır”.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Her şeyin kumandanı ben…
Kimseye gereksinme duymayan
Ben…
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!…
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven ne de rahatlık…
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!…
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla…
Kimsenin bilmesini istemem…
Zayıf taraflarımı düşündükçe
Titrer ve sararırım…
Ya başkaları görürse iç dünyamı…
Gerçek ben ve yalnızlığımı!
İşte,
Maskelerimi onun için takarım…
Onun için, arkalarına saklanacak
Maskeler yaratırım…
Onlar,
Gösterişte kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Beni korur, bakan gözlerden…
Beni olduğum gibi kabul edecek,
Sevecek
Bakışları bulamazsam,
Solacak kuruyacak gerçek ben…
Ve,
Ben bunu biliyorum.
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduğum hapishaneden kaçıracak
Diktiğim engellerden aşıracak,
Beni seven,
Beni anlayan
Bakışlar olacak.
Bana,
“Sen değerlisin” diyecek,
“Maskesizken daha bir insansın”
“Daha yakın, daha bir dostsun”
Diyecek bir bakışa
Beni gören bir bakışa
Muhtacım…
Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!…
Uyarırım seni dost!…
Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
Sana kendini kolayca açamayacaktır…
Bütün gücümle tutunacağım maskelerime
Ne kadar sokulursan yakınıma,
O denli şiddetli geri iteceğim seni…
Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme…
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım…
Maske takan her insanım…

Charles C. Finn


29 Kasım 2011 Salı

UĞRAŞMA BIRAK...


Erkek kadın ilişkilerine herkes kendi açısından bir bakış koyuyor ortaya..her iki taraf da karşı cinsi anlamadığından şikayet edip duruyor..her ne kadar çocukluğumdan beri erkekler arasında büyüdüm desem de, yeri geldiğinde en sağlam erkek muhabbetlerinde onlardan biri gibi bulunsam da,en ağır aşk acılarına şahitlik edip akıllar versem,yanlışlarını doğrularını olanca patavatsızlığımla yüzlerine vursam da, yaşadığım her olay bana diyor ki erkekleri anlamak için daha kırk fırın ekmek yemem lazım,kır dizini otur kenarda boşuna uğraşma, bu çaba nafile...






28 Kasım 2011 Pazartesi

GÖZARDI ETTİĞİMİZ BİR KAÇ ALTIN KURAL

Az önce listemde olan bir astrolog şöyle bir ileti yayınladı..."mutlaka okuyun çok önemli"... okudum ve paylaşmak istedim..evet çok önemli...bilip de uygulamada eksik kaldığımız, gözardı ettiğimiz bir kaç nüanstan söz ediyordu hayata dair...mutluluk belki de bu bir kaç altın kuralın ardında gizlidir, ne dersiniz?

İlk kural :
"Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

İkinci kural :
"Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir."

Üçüncü kural :
" İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

Dördüncü kural:
"Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir.
Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir." 

Kendine iyi bak. Tüm kalbinle sev. Sonuna kadar hayatın tadını çıkar. Hayatındaki her gün bir hediyedir, kıymetini bil..!

26 Kasım 2011 Cumartesi

YAŞAM SANA GELMEYE HAZIR..YA SEN??


Her şey gelir. 
Sen sadece alacak kapasiteyi yaratırsın;
her şey gelir... Sen sadece kapıyı açarsın. 
Yaşam sana gelmeye hazır. 
Sen o kadar çok engel koyuyorsun ki! 
Yaratabileceğin en büyük engel de yaşamı kovalamak. 
Kovalamacan ve koşuşturman yüzünden yaşam ne zaman gelip de kapını çalsa sen evde olmuyorsun...
OSHO

BELKİ BİR GÜN ÖZLERSİN - CAN YÜCEL

 
 
BELKİ BİR GÜN ÖZLERSİN

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,

Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanıma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin, bana, her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,

Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum


Can Yücel

20 Kasım 2011 Pazar

İYİ Kİ DOĞDUN MAVİ GÖZLÜ DEV


BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...
N.Hikmet

Bugün yani 20 Kasım 1901 Nazım Hikmet Ran'ın doğumgünü...Şiirleri ile yaşayan ve ölmeyen bir sevgiyi bir şiiri ile anmak istedim...İyi ki doğdun mavi gözlü dev...
Kaynak : http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/

17 Kasım 2011 Perşembe

BAHANEM ÇOK...

 
ben seni severim aslında da; 
düzenim bozulur diye korkuyorum...
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar.
sinemaya gitmeye el ele tutuşmaya falan kalkarız,
işin yoksa;saç tara,parfüm sık,küsmesi barışması,ayılması bayılması,ona baktın bunu süzdün tafraları...

HATTA;eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması...
bukadar ceremeye ne gerek var.
uzaktan sev yar uzaktan...

9 Kasım 2011 Çarşamba

1881-193∞



Nur içinde yat Ata'm...Sana olan özlemimiz asla bitmeyecek...Herşeyin yolunda olduğunu müjdeleyeceğimiz yıldönümlerinin hayali bize güç veriyor...
...İzindeyiz...

4 Kasım 2011 Cuma

BEKLE..BEKLE...BEKLE...


Şu hayatta en sevmediğim şey beklemek...Birini beklemek, haber beklemek hangi çeşidi olursa olsun beklemek beni yoruyor...Gel gör ki sürekli bir bekleme hali söz konusu..Bugün yine bekliyorum...neticesinin olumlu ya da olumsuz olması umurumda değil sadece ne olduğunu öğrenmek istiyorum o kadar...ne olduğunu bilip ona göre bir yol çizmek istiyorum ve evet kabul ediyorum olumlu olması için dün akşamdan beri dua ediyorum, kalbim sıkışıyor...